Yol

 

 

 

 

Göğün habercisi

Kum Yolunda

 

Girizgâh

 

Uzaklarda çok uzaklarda bir mağara,

Uğultulu ve kimsesiz,

Yamaçlarında dağların bir adam…

 

Zaman. tırmıkçasına geçerken,

Kurtulmuşta kendinden.

 

Suskun bir bakış kadar lüzumlu,

Kabul ediş ve rıza kadar,

Yere bakış kadar anlamlı.

Geçiyor…

Sokaklardan.

 

Birde biraz sükût,

Koparıp gök dalından,

Çalınmış olsa da,

Sükûn alıp yanına,

Seslendi:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-1-

 

Benim Mısırlı Musa saçları tavrında

Ayarlanmış delikanlılığım sökmedi burada

 

Hayat ne hem çok ne hem az

Hayat azı dişime çakılmış kemik biraz

 

Durun aynalara bakmıyor musunuz?

Solgun yüzler hayat aynasından

Bir bir, silinip silinip kayboluyorlar

 

Kimisi hiç sorulmak istenmiyor öyle ki,

Korkuyor bakmaktan

 

Kimisi çocuk heyecanıyla bütün hayat mı?

Diyor kollarını açarak. Yıldızlar işaret ediyor.

 

Bütün hayat mı?

 

Bir gülümseme ışıldıyor yüzünde.

Eğilince başlar.

 

Diz çöküp oturduk sofraya

Hepsi buradalar

 

İşte cetvel çetele ve hesap

Bunlar aynı soydanlar

Hepsi aynı soydan

 

İşte Adem ve Havva buradalar

Hem de çıplak değil.

 

-2-

 

Depremler alnımda kol geziyor

Volkanlarsa yamaçlarımda

Toprak kalbime kancalar atıyor

Ayaklarımsa çarmıhta

 

Bilinmedik

Bir yerden çağrılıyorum

Hiç duymadığım bir lisanla

Gönlüm çağırıyor olmalı beni

 

Zaman silerek sürtünerek benden

Damarlarım hizasında yarıklarla

Dilim dilim doğrayarak beni

Su gibi akıyor iki yanımdan

 

Çağlar rakkası tik taklar

Ve ağrı öpücükleri…

 

Pişmanlıklar, günah kuleleri

Zihnime

şimşek yağmurları

Yağdırmada

 

Bilinmedik bir yerden çağrılıyorum

Gönlüm çağırıyor olmalı beni

 

Ben topraklarla doğdum

O hain tepelere varmasaydım

Beklide

Sükûn nedir bulurdum.

 

 

 

-3-

 

İspanya’dan Endülüs’ten

Arap bir kızın saçlarıydı gönlüme dolanan

 

Bir kozada yaşıyorsun demiştim

Böyle bir rüzgâr eserken size

 

Kadının dudağı kanadı

Ah sesi hala kulaklarımda

Bir dağ beni hıçkırıklarıyla çağırdı

Bir taş beni sizden iyi anladı

 

Şimdi size neyle yaklaşsam

Gerçekten hapsolmuşsunuz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

-4-

 

Bir ses bana dönüyor bir ses bana yaklaşıyor.

 

Ses yalnız bize döner demiştin.

En yakın olandan en uzağa

Hiç fark etmez.

Ses yalnız,

Bize döner.

 

 

Ufuklara bir hay sesi bıraktın,

Dört arkadaş yola çıkmıştık.

O ses bulmağa gidiyorduk.

Yolda kaybolmayacaktık.

 

Yolu biliyorduk.

Yolu anlamıştık.

Yol olmuştuk.

 

Göğün yıldızları bizimleydi,

Hilal bir kıl kadar inceldi,

Orucumuzu açtık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Em Briç Leson

 

Şiir’in Ş si olamayacak

 

 

12 nisan 2010

Çaresiz

 

Zaman bizi silip geçerken

Uğraştığımız şeylere bak

Daha çok soğuktan başka

Ne getiriyor çaresizlikler bize

 

Avucumun içinde

Bir çiçek yaşatırım

Aha dünden beridir

Yürüyorum

Ağzıma bir lokma komadım

 

Herkesin içinde bir

YERİM

Var

 

Ne yazık ki bunu

Adım gibi biliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

12 nisan 2010

Apollo 

 

Atlarıyla Apollo,

Güneşi sürüklüyor…

Ve artık buna:

‘Dinsizlik’ denir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Karolin

 

Mermerden elleri var zamanın.

Karolin.

Bunu bana yapmayacaktın.

 

Damarlarımdan kan geçmiyor,

Cam kırıklarıdır akan.

Karolin.

Bunu bana yapmayacaktın…

Dolmasaydı ruhun eriyip içime

Ben,

Seni

Bunca sevmeyecektim.

Karolin,

Bunu bana yapmayacaktın.

 

Varlığın inanmama yetecekken,

Karolin.

Bunu bana yapmayacaktın.

 

Biliyorum,

Bir yağmur nasıl nasıl yeniden bulut olcaksa.

Sende bu değilsin.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2nisan2010

 

111

 

Gırtlağımda yakıcı bir acı

 

Gövdemin kokusundan çadır

Tenimi bütün ışıklara perde yapıp

 

Kalın bir çizgi çekiyorum

Göğsümden ellerime

 

Boğazımda yakıcı bir azap

 

Kalbimin sesini yol

Ruhumdan bir binek yapıp

 

Kalın bir çizgi çekiyorum

Geçmişimden bu güne

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İmparator

 

İmparatora söyleyin.

Gelmiyorum.

 

1nisan2010

Sesleniş 1

 

İğnenin delikten geçtiği yerde

Gözümü ovuşturdum

Yaklaştırınca bana demirin lavını

Ağaç ağaçtır diyorum.

 

 

Buradan bu tutkalımsı yapıyı

Bozanlara sesleniyorum

Ya verin benim kılıncımı

Veyahut Noel Babayla Dalai Lama

Aynı Kur’an Kursundan

Mezun olmuş.

Sesleniş 2

 

Buradan saf şiire sesleniyorum.

Ya gel bizi kurtar

Ya da

Ben seni bulurum.

10nisan2010

Sırrı cemal

 

Sırrı cemal’i bulursam

Seni çağırmayacağım.

 

 

 

 

 

Huzurun tam ortasında Çiçek açtı,

 

       Ey zihnimdeki delikler omuz verin kalkalım. Asit duvarlarında bir delik açalım. Ve krallar diyarına yürüyelim.

 

Kiraz Ağacı

 

Al dedim ruhum.

İşte sana son

Sana son vaadimi gerçekleştiriyorum.

Güneşe bak.

Güneşimize bile karınca çökmüş.

 

Haydi, haydi şimdi kaçalım desem

Sulara girelim

Ki silkinelim

 

 

Sularımız bile bizden haya edip

Korkup, utanıp ağlıyor.

 

Ve ben

Ona dokunduğum için

Yakmaktayım bütün, yanmaktayım

 

Bir kiraz ağacı görüyorum ufukta.

Bunca dağın arasında,

Nedir bu Rabbim?

Biz seninle

Böyle mi sözleşmiştik?

 

Zorlayarak kelimeler,

Yırtarak beden zarımı.

İçimdeki hislere kapılarak

Ki o hisler için;

‘Allah’tır’. dediler.

 

Uzuyorum kiraz ağacına

Ve ben

Sordukları zaman

‘Bu değil’. Derim.

Yaşamak

 

Şimdi

Onca kurumuş köklerin ortasında

Nereden fışkırıyor bu taze fidan

 

Bakınıyorum etrafıma

Görmesem de hiçbir şeyi

Nereden Geliyor bunca

İnsan çığlıkları.

 

 

Her tarafları

Altınla kaplanmış

Yalnız gönülleri etten

Değeri kalmamış hiçbir şeyin

 

Kara kalpli bir adam satıyor sağ elini

Ama bulamıyor bir alıcı

 

Uzuyorum, uzaklaşıyorum bu yamaçtan

 

Bir şehir görüyorum ufukta

Ot bile çoklu çıkar ruhum

Peki nedendir bu yalnızlık?

 

Şehir

 

Şehri gezdim

Günahları

Sokakları

Kokuları

 

Şehri gezdim

Duvarları

Küfleri

Utançları

 

Şehri gezdim

Kahkahaları

Bıyıkları

Bıyıklı ve bıyıksız fuhuşları

 

Şehri gezdim

Gece

Gündüz

Ve gürültüleri

 

Bu şehr yaramaz bize

Sokakları çok dar

Ve yosun tutmuş evlerin damları

Gidelim ruhum

Sana son vaadimi gerçekleştirmedim.

 

Yaşlı kadın sidikleri

Ve genç oğlanların sümükleriyle

Yıkanmak için

Denize girelim.

Denize

 

Hava açık ve deniz dalgalı

Kurumuş yosunlar denizin dibindedir

Ve dalgalar en çok

İnsanlarla oyun oynamayı sever.

Gözümden ürken sinek

 

Gözümden ürken sinek

Yasla başıma başını

 

Kafiye yapmam gerek

Gelin ey satırlar

Tarihi yıkmam gerek

 

O şairden bir mısra çalabilmek için

 

‘Mutluyuz,

Tüm dünyaya duyur.’

 

Adam ve Kadın

 

Adamın, ürkekti bakışları ve elleri.

Kadınsa, titrek tebessümü üzerinde.

Anlamazı adam seratonin hormonundan,

Ya da,  bir kadına dokunmaktan

Kadınsa biliyordu utancı ve heyecanı

 

Elleri adamın bilmediği bir nesnede oyalanıyor

Kadınsa anlatıyordu adama; bilmediğini

Adam soruyor bilmediğinden değil

Kadın adamın bildiğini bilmeden

Hoşuna gidiyor adamın bilmeyişi

Ve adam bu ürkek tavrı takınmakla

Belki yeni bir aşka

Bir bakış daha dudağındaki kıvrıma

 

 

 

 

 

 

Kadın

 

Her şeyi gökler mi verir bizlere

Kadın sevince

Sevince kadın

Utanır gökler bir şey veriyorum demeğe.

 

 

Sudan Sevgiliye 1

 

Sanki

Deniz orda

 

Bırak mandallar yerinde kalsın

Sen gitme

 

Kapanmasın kapılar

Kuşlar ötmeye başlasın

Gün ışısın, bulutlar sakin sakin dolaşsınlar.

Ağlamasınlar ki pınarları kurumuş gözlerinin.

 

Sudan Sevgiliye 2

 

Tamam, sen git.

Ama

Aynadaki hayalin

Yastıklarda kokun kalsın

 

Denizde terin olsun ki

Ben her gördüğümde çırpınırken denizi

Sen ol gözlerimdeki yaşlar

Sen ol bulutların getirdiği

Sen ol yağmurlarla gelen

Sen ol…

 

Güllerde ve yapraklarında

Tenini, öpüşlerini bırakmalısın.

Bırak ellerini karıncalarda kalsın

Ellerin, evimin her köşesinde.

 

Sudan Sevgiliye 3

 

Bir avuç kordur benim aşkım

Ve ruhumun direği

Bir sabah uyandığımda

Tanrıdan çok O dur dokunduğum

……………

Kara bulutlarla örtülü bir şehirde ne bulabilirdim

Senden özge

Ben ki ruhum örülmüş tel tel ümitsizlikle

 

Gece

 

Çevirip arza gözlerimi

Bakıyorum gözlerine bin gözlü canavarın

 

Soruyorum

Rabbim ben neden varım

 

Göklerden gelen bir ses

Gizli ruha dolan

 

Ben neden varım

 

Kapı

Kilit

Sürgü

Tokmak

An be an yaklaşarak

Eriyerek

Dolarak

Kıvrılarak

Dağlayarak

Biz neden varız…

 

Dalga dalga gürleyen

Neden

Neden ,

Nedendir.

 

Kapılar kırılacak

Davullar çalınacak

Burçlar yıkılacak

 

Ruhumu gizleyen eşya

Çevrelen

Çevrelen

Çevrelen ve yıkıl

 

Neden

Neden

Nedendir…

 

Gök yarılıp

Neden

Dağ savrulup

Neden

Kuş vurulup

Koyun sağılıp

Neden

Nedendir

 

Bin kanat çırpılmakta

Ve gürlemekte mermerden aslanlar

 

Ve Adem

Ve Havva

Ve Yakup

Ve Nâs

Ve Hasan

Ve yağmur

Ve kırıntı

 

Ve donuk bakışı açların

Fısıltısı şeytanın

Neden

Alnından vurulan bebek

Kelebek doğmadan ölen

Böceği saran ipek

Taş neden.

Toprak

 

Nedendir yüzümdeki bu leke

İlelebet kalacak

 

 

 

 

Ürün

 

Şehri bir robot.

Şehri bir.

Makina

Edasıyla geçiyorum.

 

Demir kubbeler

Ve beton zemin

Bende

Ne bir his 

Nede bir korku

Uyandırmıyor

 

Şehri bir ses

Şehri bir.

Işık huzmesi gibi

Geçiyorum

 

Bakır telleri ve

Çelik ağlar örgüsü

Bende ne bir his

Nede ….

 

Silahlarla uğraşanlar

Çok iyi biliyor

İnsanın değersiz

Olduğunu

 

Şehri bir kurşun

Şehri bir.

Tüfek edasıyla 

Geçiyorum

 

Kafatasları yarık

Ve kan ve çığlık

Bende ne bir his

Nede …

 

Şehri bir harf

Şehri bir.

Rakam

Edasıyla geçiyorum.

 

Günah yedi büyük. 

Kızıl ve kitap

Bende ne bir his

Nede…

 

Dişlerini gösteriyor kadınlar

Çarpık ve suratlar

Aynalarda

 

Aynalar utanıyor

İnsanda ne bir his

Nede…

 

Hemen hemen

Kendime bir surat

Bir maske

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !